Reklam
BEYLİKAHIR (BEYLİKOVA)-UZUNBURUN KÖYÜ POMAKLARI
Reklam
Adem Ünal

Adem Ünal

UNUTULAN POMAKLAR

BEYLİKAHIR (BEYLİKOVA)-UZUNBURUN KÖYÜ POMAKLARI

14 Mart 2021 - 19:49 - Güncelleme: 16 Mart 2021 - 23:30

   DİLİNİ VE KÜLTÜRÜNÜ UNUTMUŞ POMAKLAR

Eskişehir Beylikova İlçesi ve Uzunburun Köyü’ne ilk göç eden Pomakların; Bulgaristan’ın kuzey batısında bulunan Byala Slatina (Rahova-Rahve), Popitsa olarak bilinen köylerden göç ettiği ilk nüfus kayıtlarında görülmektedir. Bahsedilen bölgeden göç eden Pomaklar, Lofça Pomakları diye adlandırılmıştır. Pomaklar hakkında yapılan araştırmalarda maalesef Lofça Pomakları fazla yer almaz.
En geniş ve kapsamlı çalışma; ataları Lofça bölgesinden göç etmiş Prof.Dr.Kemal Gözler’in araştırmalarıdır. Bu yazımızda; yapılan çalışmalar çerçevesinde, Beylikahır (Beylikova) ve Uzunburun Köyüne göç eden atalarımızın tarihi süreç içinde yaşadıklarına bir göz atacağız.
1877’de Osmanlı-Rus Savaşı olarak geçen, Osmanlı’nın Balkanlardaki hâkimiyetini büyük oranda kaybettiren, akabinde pek çok küçük devletçiklerin ortaya çıkmasına sebebiyet veren büyük ve bir o kadar kısa süren bir savaştır. Bu savaş ile Balkan tarihinde ve belki de dünya savaş tarihinde bu kadar kısa sürede, bu kadar çok sivil cana kıyılmıştır. Çünkü bu savaş iki devletin ordularının savaşından ziyade, etnik temizlik savaşı olmuştur. Aynı zamanda halk arasında 93 Harbi olarak geçen savaşın neticesinde meydana gelen göç hareketleri, Justin McCarthy’e göre 1.253.000 kişidir. Diğer tarafta ise savaş esnasında yaklaşık yarım milyon kişinin ise ya katledilerek ya da açlık, hastalık vb. sebepler ile hayatlarını kaybettikleri düşünülmektedir. Elde edilen verilere göre en büyük acıyı da Pomak halkı çekmiş ve soykırıma uğramıştır. Savaşın sonuna doğru tarihler 1878’i gösterirken Plevne bölgesi düşmüş. Lofça Pomaklarının yüz binlercesi katledilmiş, sağ kalanlar ise Trakya, Anadolu topraklarına göç etmiş, askeri güce sahip olan bir kısım Pomaklar ise, Rodop dağlarındaki kardeşleri olan Pomak bölgelerine sığınmaya başlamışlardır.
Osmanlı, 3 Mart 1878’de Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşmasıyla birlikte yenilgiyi kabul etmiştir. Savaş öncesi bölgede 2,5 milyon Bulgar nüfusa karşı, yaklaşık 4 milyon Bulgar olmayan nüfus bulunuyordu. Demografik dengeleri Bulgarların lehine çevirmek için Kazak (Rus askerleri) ve Bulgar komitacılar, Müslüman halkı katletme, eziyet ve tecavüzleri artmıştır. Pomaklar 1000 yılı aşkın süredir yaşadıkları topraklardan Slav kardeşlerince, sırf İslam dininden olduklarından dolayı, büyük katliam görmelerine ve savaşın sonucunda kendi topraklarını terk etmeleriyle sonuçlanacak büyük, acılı bir yüzyılın başlamasına neden olacaktır. Tüm bu gelişmeler doğrultusunda cephe hattındaki Pomakların küçük bir kısmı ile Türklerin büyük kısmı Osmanlının güvenli bölgelerine doğru geri çekilmeye başlamıştı. Ayrıca bu terk ediş Osmanlı’nın Balkanlar’dan kopmasını da beraberinde getirmiştir. Zulüm ve katliam sonrası güvenli bölgelere gitmeye çalışan sığınmacılarla ilgili İngiliz temsilci Çullen, bu durumlara bizzat tanıklık ederek, bir anlatımında aynen şu şekilde yaşananlardan bahsetmektedir;  Rusların ve Bulgarların talan ettiği ya da yıktığı köylerden her gün nice sığınmacı geliyor ve (onları dinlemiş olan Çullen’in deyişiyle) “Bu yabanilerden gördükleri davranışlardan” yakınıyorlar. (Çullen’in ) Dediğine göre; ”Bildiğiniz gibi çok şeyler görmüş bir insan olmama rağmen, Rus ve Bulgar zulmü hakkında duymakta olduğum, hep birbirine benzer anlatımlar, bu berbat savaşta duyduğum ya da gördüğüm her şeye baskın, başka bir sonuca varmam olanaksızdı: Ruslar, Müslümanların soyunu kurutmak için kararlı bir politika izlemekteydiler…”. Diğer taraftan Justın McCarthy’nin de “Ölüm ve Sürgün” isimli eserinde belirttiği gibi, 93 Harbi bir “Irklar ve Yok Etme Savaşı” şeklinde gerçekleşmiş ve savaşın bedelini sivil halk ödemiştir. Sığınmacılardan birçoğu kentlere ulaşamadılar, yollarda katliamlara uğrayıp öldürüldüler, ayrıca sığınılan kentlerin birçoğunda da güvenlikte bulunma durumu uzun sürmedi.
Bu dönemde yaşanmış olan katliamların hepsi kayıt altına alınamamış olsa da, rakamlar uluslararası kaynaklarla karşılaştırıldığında, karşımıza ortalama Müslümanlara ait kayıp sayıları şu şekilde çıkmaktadır.
 
Irza tecavüz ve Öldürme        : 56.000
Öldürülen erkekler                  : 290.000
Öldürülen Kadınlar                 : 190.000
Öldürülen Çocuklar                 : 85.000


Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması sonrası Rodoplardaki Pomak halkı, ya ikinci bir soykırım olayını kabul edecek, ya da her ne pahasına olursa olsun canlarını ve topraklarını koruyacaklardı. Rodoplar, Bulgar ve Rus orduları tarafından çevrelenirken, mitolojik kaynaklardaki adına göre “Ölümsüzler Ülkesi” veya “Ölmek İstemeyen Halk” diyarı olarak nitelendirilen bölgede Pomaklar, Osmanlının bölgedeki varlığının kalmayacağını anladıklarında, kendilerini örgütlemeye başlamış ve bağımsız bir cumhuriyet devleti kurma kararı almışlardır.
Lofça bölgesindeki atalarımızın bu kargaşa içinde bir kısmı Rodoplar bölgesine, diğer bir kısmının önce Trakya, daha sonra gelen göçlerle Çanakkale Biga Yeniçiftlik, Balıkesir Gönen Hasanbey Köyü, Tekirdağ Hayrabolu Şalgamlı, Edirne Uzunköprü Küçükmandıra (Başağıl)’a göç etmişlerdir. Kemal Gözler’in tespitlerine göre Lofça bölgesinden göç eden Pomaklar, önce İpsala ve Keşan’a gelmişler, bilahare 200 ailenin bir araya gelerek görevlendirdikleri Molla Fettah, Hacı Kuku, Kasap İbrahim ve Molla Mehmet tarafında Biga, Yeniçiftlik isimli çiftliği 1895 yılında satın alarak, Yeniçiftlik köyüne yerleşmişlerdir.
Beylikova ve Uzunburun Köyü Pomak sakinlerinin, Biga ve Gönen’deki birçok Pomak köyleriyle akrabalık ilişkileri bulunmaktadır. Uzunburun Köyüne göç ederek kuran ve Beylikova’ya yerleşen ilk Pomakların;  Bulgaristan’dan hiçbir yere yerleşmeden mi gelip yerleştikleri, yoksa önce Çanakkale Biga Yeniçiftlik, Balıkesir Gönen Hasanbey Köyü, Tekirdağ Hayrabolu Şalgamlı, Edirne Uzunköprü Küçükmandıra (Başağıl)’a gelip daha sonra Uzunburun Köyü ve Beylikova’ya yerleştikleri hakkında bir bilgi mevcut değildir. Diğer taraftan babamın dedesinden dinlediğine göre; Yençiftlik’e geldikten sonra Çerkez Ethem’in çetesi (Prof. Kemal Gözlerin ifadesine göre yaşananların Çerkez Ethem’le ilgisinin olmadığını, 1918-1922 tarihleri arasında Anzavur olaylarının bölgede cereyan etmiştir.) tarafında sürekli tacize uğradıkları, yerlerine sahip çıkamadıklarından dolayı şimdiki yerleştikleri yere tekrar göç etmek zorunda kaldıklarını söylemiştir. Bu anlatımdan, atalarımızın Yeniçiftlik’e, oradan bilahare Beylikova ve Uzunburun Köyüne gelip yerleşmiş olabilirler. Atalarımızın güvenli bölgeye gelmeleriyle çektikleri bitmemiştir. Yokluk ve hastalık yakalarını bırakmamıştır. Çanakkale ve Kurtuluş savaşında bizzat mücadele eden atalarımız, yerleştikleri bölge Yunanlılar tarafından işgal edilmiş, birçoğu köyünü terk etmek zorunda kalmıştır. Yunanlıların bölgeden çekilmesi ile evlerine dönen atalarımız, yıkılmış ve yakılmış bir köyle karşılaşmışlardır. Hatta köyde bazı yerleri kazdığınızda yanmış tahıl artıkları hala çıkmaktadır. Bölgeye yerleşen Pomaklar hayvancılık ve tarım ile geçinmektedir. Özellikle manda yetiştiriciliğinde sayılı yerlerden biridir. Ancak süreç içerisinde Porsuk çayının taşması, tarımsal faaliyetlerle geçinen atalarımızı geçinemez hale getirmiştir. Zorlu ekonomik şartların getirdiği zorluklar, hayvan yetiştiriciliğini de olumsuz etkilemiş köyden büyükşehirlere göçleri beraberinde getirmiştir.
Atalarımız göç ettiğinde Türkçe bilmiyorlardı, Çocuklar okula başladığında Türkçe öğreniyordu. Ekonomik nedenlerle büyükşehirlere göç, akraba evliliği olmaması nedeniyle dışarıdan kız alma sonrası, dil ve kültürel yaşam gün geçtikçe yok olmuştur. 3 ve 4 üncü kuşaklardan itibaren Pomakça bilen kalmadı desek yeri var. Şimdilerde köyde Pomakça konuşabilen çok az kişi bulunmaktadır. Diğer taraftan 1970’li yıllardan sonra çevre köylerden gelip yerleşen ailelerin kültürel yaşantısıyla Pomak kültürü harmanlanmış, orijinal kültürel yaşantı yok olmuştur.  Düğün, gelinlerin süslenmesi, Pomaklara has kıyafet ve özel etkinliklerle ilgili kültürel hareketlilikler tamamen ortadan kalmıştır. Uzunburun Köyü ve Beylikova Pomakları yerel topluluk içinde tamamen asimile olmuş durumundadır.
Yeni yetişen nesil, aile büyüklerine Pomak nedir diye sormakta, atalarının acılarını unutmuş şimdiki anne ve babalar ise çocuklarına “biz Pomakız, Bulgaristan’dan göç etmişiz” ifadesinden başka bir açıklama da yapamamaktadırlar. Pomak kimliğini tekrar canlandırmak için yakın bir zamanda bir şeyler  yapılmaması durumunda, gelecek kuşaklar “Pomak” kelimesini bile hatırlamayacaklardır..
 
KAYNAKÇA:
(1)Pomak kimliği Seren Özcan 2013
(2) TÜRKİYE’YE POMAK GÖÇLERİ, Emel Deniz, Yüksek Lisans Tezi 2019
(3)Türkiye’deki  Lofça Pomak Köyleri, Kemal Gözler

                            
 

Bu yazı 1136 defa okunmuştur .