Reklam
Pomak etnik kimlik tasfiyesinin başlıca nedenleri nelerdir ?
Reklam
Neşet Doğan

Neşet Doğan

Pomak Ulusunun teorik temelleri

Pomak etnik kimlik tasfiyesinin başlıca nedenleri nelerdir ?

26 Eylül 2020 - 23:47 - Güncelleme: 27 Eylül 2020 - 15:06

Neden Pomak etnik kimliği Tasfiye edilmek isteniyor ?
   Anlatmak istediklerimi tam bir nokta atışı ile açıklamam gerekir. Konumuz Pomakların her ne şekilde olursa olsun tamamen tasfiyesi bunun içinde gizli, açık ve hatta zor yolu ile asimilasyonu.. Neden Pomak kimliği yok edilmek isteniyor. Bu bilmecenin ip uçları yok.. Kendimiz formüle edip çözmek zorundayız. Cevabını buldukmu çözümünüde ararız. Bu yüzden bir tek makalede açıklamam olanaksız, detaylar için konu üzerine çok  çalışmam ve çok iyi sentezlemem gerekecek. 

   Pomaklar son gelişmelerle birlikte son derece dinamik bir sürece girmiştir. Bu sürecin temel çelişkisi coğrafya ve tarihin yüklediği sorumluluk ve zorunluluklarla bunları karşılayacak siyasi kurumlar ve egemen kültürler ile Pomak kültürü arasındaki dengesizliktir. Her yeni olgu bizi şimdiden koparıp geçmiş ve gelecek arasında  askıda bırakan deneyimsel ve zihinsel bir “çatlak”tır. Pomak etnisitesi olarak kültürümüzü ve siyasi duruşumuzu Dünyayla ilişkilenme biçimlerimizi sarsar, pusulalarımızı geçersiz kılar. Daha da kötüsü, bizi ne yapıyor olduğumuzu anlamaktan mahrum eder: nasıl bir dünyada eylediğimizi bilemediğimiz gibi, yaptığımızın kime, nasıl hizmet ettiğini de bilemez hale geliriz.Bugünü eski kalıplarla anlamaya çalıştıkça kavramlarımız eksilir; kavramlarımız eksildikçe boşluğu dogma , egemen kültürlerin ritüelleri veya hakim kültürün milliyetçi ideolojiyle doldurmaya başlarız.

   Pomaklar açısından gelişmelerin ortaya çıkardığı diğer önemli bir sonuçta gittikçe artan bir önem kazanan sosyo-politik ve sosyo-kültürel kimlik meselesinin uluslar arası bir eksende kendini  göstermeye başlamış olmasıdır. 1.Dünya savaşı sonrasında evrensel misyonlardan ve bu misyonların gerekli kıldığı kurumlardan soyutlanarak kapalı bir sistem içerisinde yeni bir kültürel çerçeve ve siyasi kimlik oluşturma çabasına giren Pomaklar bugün bu gelişmelerle birlikte sadece ilişkilerine temel teşkil eden bazı edilgen prensipleri değil aynı zamanda bütün siyasi kültür dengelerini gözden geçirmek zorundadır. Bu zorunluluk.Balkanlarda Osmanlı Devletinin tasfiyesi daha tamamlanmadı mı?. seklindeki sorumuzu daha bir anlamlı kılmaktadır.

   Asrın basında Balkanlar uluslararası siyasetin odak noktalarından birisi idi. Bir yandan Batı ile Doğunun sınıf bölgesi olan bu yarımada öte yandan çok renkli kompozisyonu ile büyük devletlerin müdahalesine açık bir yapı izliyordu. insanoğlunun o güne kadar görmediği çapta bir dünya savası bu bölgede atılan bir kurşunla basladı. O günlerde Avrupa kamuoyu için Balkanlar Batı  sömürgeciliği karsısında gittikçe güçsüzleşen bir direnişin siyasi merkezi konumunda olan Osmanlı Devletinin Avrupa.dan tasfiyesi açısından büyük bir önem taşıyordu. Balkan savası ile Osmanlı Devletinin Avrupa topraklarından –Doğu Trakya hariç- gerçekleştirilirken 1. Dünya Savası sonrasında uluslar arası siyaset ve hukuk açısından da nihai tasfiye tamamlanmış oldu. Asrın sonuna geldiğimizde Balkan meselesinin bütün özellikleriyle tekrar gündeme gelişi şu soruyu da son derece anlamlı kılıyor:

Balkanlarda Osmanlı Devletinin tasfiyesi daha tamamlanmadımı? 
   Siyasi tabirlerin ortaya çıkışı bazen siyasi olayların gelişmesinden daha önemli ipuçları verebilir. 19.yüzyıla kadar Osmanlının . Avrupa toprakları için Avrupalılar .European Turkey. Turkey d.Europe. , Turkey in Europe (Avrupa Türkiyesi. Avrupa.daki Türkiye) vb tabirler kullanırken Osmanlı Devleti.Avrupa-i Osmani. ve .Rumeli-i Şahane. gibi isimleri tercih ediyordu. Bu dönemden itibaren siyasi gelişmelere paralel olarak Müslüman imajlarını silecek yeni bir isimlendirme gerekiyordu ki bundan sonra  Pomaklar için sürekli olarak bunalım krizle özdeş hale gelecek iki tabir birden bu bölge için kullanılmaya başlandı: Balkanlar ve Ortadoğu (veya yakındoğu) .Balkanlar. ve .Balkan Yarımadası. tabirleri siyasi literatüre ilk olarak 1808.de Alman coğrafyacı A. Zeune tarafından kullanıldı. 19.Asrın ortalarına doğru (1835) D.Ornalins Halloy Hazar-Türklerinden alındığı rivayet edilen Balkan tabirini de yetersiz bularak Slav-Yunan (Slavöğrece) tabirini kullanmayı tercih etmiş, K.Rıtter ise doğrudan (Halbinsel Griechenland) Yunan yarımadası demiştir. Fischer ve Wagner gibi bazı Alman araştırmacıların ilk defa 1863.de Avusturyalı konsolos İ.G.von Hahn tarafından kullanılmış olan Güney -Doğu Avrupa yarımadası (Sudosleuropaische Halbinsel) tabirini geliştirerek yarımadayı Avrupa ismi ile doğrudan ilişkilendirmelerinin Avrupalı büyük devletlerinin bölgeye yönelik ilgilerinin yoğunlaşmaya başladığı bir dönemde ortaya çıkması kesinlikle bir tesadüf değildir. Bulgaristan bölgenin  Avrupa.daki Türkiye gibi tabirlerle herhangi bir şekilde Osmanlı adıyla özdeşleşmesini .çirkin bir şahadet. olarak değerlendirip Balkan tabirinin kullanılması gerektiğini söylemesi de bu konuda ilginç bir şahadettir.
  
  19.Asrın sonlarından itibaren birçok siyaset bilimci ve gezginin Orta-Doğu tabirini özellikle Balkanları kastederek kullanmaları bu tabirin coğrafi olmaktan çok kültürel bir zıtlığı ayrımı ifade etmesi açısından önemlidir. Daha sonra Orta-Doğu tabirinin kullanımı Müslümanların hakimiyet sahalarının daralmasına paralel bir değişiklik  gösterecektir. Balkan yarımadası tabiri ile bu bölge için Türk ve Müslüman imajlardan arındırılmış yeni bir kimlik tespit edilirken Orta-Doğu tabiri ile Batı ile Doğu arasında oynak bir siyasi hattın sınırları belirlenmiş oluyordu. Bugün tek tek kişiler düzeyine kadar inmiş bulunan isim değiştirme  operasyonunun global düzlemdeki ilk habercileri Balkan ve Orta-Doğu tabirlerinin siyaset literatürüne girmiş olmalarıdır. Endülüs Devletinin ispanya.dan , Osmanlı Devletinin Doğu Avrupa.dan çekilmesiyle siyasi coğrafya düzeyindeki kimlik değişimi  bugün Avrupa sınırları içinde yaşayan tek tek bireyleri kapsayan bir yoğunluk kazanmıştır. 

Not Terimlerde bir çok Almanca kelime ve karşılaştırma kullanılmış olması , Alman belge , doküman ve kaynaklarından yararlanılmış olmasından kaynaklanmaktadır.
Elimden geldiğince, zaman buldukça POMAK ulusal azınlık kavramı ile Etnisite ve Kimlik bunalıparadigmasına ulusal Pomak ekseninide dikkate alarak Teorik katkılar sunmaya çalışaçağım. Si Zdrav – SAYGILARIMLA. Neşet Doğan

 
(IPC) Internatonal Pomak Confederasion Hollanda/ Amsterdam Birleşmiş Milletler
FUEN Kongresi Konfederasyonun Pomak Deleger. Ekim 2016

Bu yazı 1713 defa okunmuştur .